KOMŞU HAKKI VE DUYARLILIK
Komşu Hakkı ve Duyarlılık:
Bir sürü eğlenceli videolar dururken üşen ve okuma)
Bir hadisi şerif vardır hepiniz bilirsiniz fakat bazıları sadece biliyor! Sadece bilmek yetiyorsa bu halimiz nicedir!
Hepimizin malumu hadisi şerif şöyle; Peygamber efendimiz (S.A.V.) Hz. Aişe’ye “Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.” Demişti.
Şimdi asıl konumuza gelelim. Karadeniz köylerinde evler dağınıktır. Herkes arazisine en yakın yerlerde evini yapar. Hatta kabrini bile evinin en yakın bahçesinde kazar. Zaten köylerde yaşam bitti sayılır. Şimdi toplu mezarlıklarda gömülmek çağın geleneği oldu. Aynı şekilde de toplu binalarda üst üste alt alta yaşıyoruz! Ne kadar yaşamaksa artık!
Bahsettiğimiz gibi köylerimizde dağınık halde yaşarken bile muhteşem bir komşuluk ilişkileri vardı. Hemen hemen her akşam komşular birbirlerinin evinde sohbet sofraları kurar ve demli muhabbetler ederlerdi. Hatta komşularımız biraz daha yakınımızda olsaydı derdik. Gidip gelmek zor oluyor. Malum çamur batak!
Şimdi bu kadar yakınlaşmamıza rağmen komşuluk ilişkileri nerde! Bırak komşuluğu artık herkes komşusundan şikayetçi! Biri geç saatlerde gürültü yapar diğeri sabredemez, kimi yönetime kızar asansöre tekme atar. Kimi merdiven sahanlıklarına tükürür! Kimi çöpünü akıtır. Kimi balkondan kafamıza halı silkeler. Kiminin evinde su kaçağı vardır; inatla alt komşusu için empati yapmaz! Kimi aidatını düzenli öder kul hakkından korkar, kimi ota böceğe kabahat bulur aidat vermek istemez. Kimi kanun-nizam beğenmez. Aralarında gerçekten halis, dürüst iyi niyetliler de kurunun yanında yanıp giderler.
Özeleştiride bulunaraktan “Benim komşum benden niye rahatsız olsun ki” Sanki gürültü yapıyoruz ama komşumuz da bir şey demiyor. Acaba neden? Gidip helallik alsak mı acaba?
Bir komşu birini gürültü yapıyor diye şikayet ediyor. Şikayet edilen komşu ile konuştuğumuzda ise “O da tıraş bıçağını her sabah lavaboya vuruyor” diyor. İyi tamam o halde yiyin birbirinizi ha! mı demeli. Kardeşim sen gürültü yapma sen de tıraş bıçağını lavaboya vurma olsun bitsin çok mu zor!
Kardeşim, üst balkonda camın kenarında saksıların var yağınca çamur sıçratıyor alt kat camlarına bundan daha da kötüsü; Allah muhafaza rüzgar eser düşer birinin kafasına çarpar, birinin aracına düşer! Yok efendim bütün işleriniz bitti de sıra bizim saksılarımıza mı geldi! Allah Allah… Kardeşim sen önce sana denileni yap sonra neyi eleştirirsen eleştir. Herkes kendine düşen görevi bir yerine getirsin bakalım. Efendim aidat borcunuz var. Komşularınızın verdiği aidatla çalışan asansörlere biniyorsunuz. Onların verdiği aidatla ödenen elektrik faturaları nedeniyle aydınlanıyorsunuz. Çöpünüz alınıyor, temizliğiniz yapılıyor. “Önce herkes ödesin” diyor sonra benden alırsınız! La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyül Azim!
Biz galiba olayı yanlış anlamışız. Komşu komşunun külüne muhtaçtır derken sigara külüne muhtaç diye anlamışız. Kül de nedir kül köpeğin olsun senin. Al sana bir de eşantiyon olarak izmarit atayım! Sen iste küllüğü kahvaltı yaptığın balkonuna boşaltayım!
Şöyle bir empati yapalım. Binada yangın çıktı Allah muhafaza. Senin beton diye bildiğin; içinde yaşadığın yapının dış cephesi çok yanıcı köpükle kaplı! Çatın zaten ahşap! Her şey bir kibrite bakıyor. Sen çatı katına koymuşsun benzin bidonunu! Yanında atmaya kıyamadığın 180*120 ekranlı televizyonun kartoncukları! Yanında da evde sigara içemeyen gençlerin gizliden çatıya sızıp söndürdüğü izmatirler!
Mutfak aspiratörünün yemek yağından gözenekleri kapanmış halde; tava tutuşuyor! Sen evde yoksun ve çocuk acıkmış yumurta pişireyim derken aspiratör tutuşmuş. Çocuk da su döküp söndüreyim derken al sana bomba etkisi! Kaçacaksın bina duman dolu hemen yangın merdivenine koşuyorsun! Kapı açılmıyor çünkü arkasında canımızdan değerli kırık bir masamız var! Hadi bir iki iteledik açıldı ortalık duman dolu ama yangın merdivenlerinin korkuluklarına tutunarak ineceğiz ki önümüzde Çin Setti gibi bir şey ki ne olduğunu anlayamadık henüz. Sırıkla atlamak için o karanlıkta bir sırık arıyoruz! Ki bulamadık. Üzerinden geçmeye çalışıyoruz ki bisiklet midir, araba lastikleri midir nedir çıkamıyoruz içinden. Peşimizden gelen diğer komşularla panikle yığılıyoruz! Elektrikler de gitti, telefon da fırladı cebimizden ki ışığını açalım. Duman sarmış her yeri bir panik bir panik! Hadi canım iyice abarttık biz de! Sanki böyle bir durum yaşanmış da ilki bize rastlasın! Azrail de bir kere geliyor zaten! İkinciye şans bırakmıyor maalesef!
Bolu Kartalkaya’da beş yıldızlı otelin hali buydu maalesef! Daha yapı kullanması bile şaibeli olan ya da yapı kullanması dahi olmayan binalarda oturduğumuz düşünelim! Ya da her şey dört dörtlük fakat biz insanlar çok iyi! birer komşu olarak 4 çarpı 1’lik değiliz. Bu varsayımdan ibarettir. Resmi rakamlar değildir elbette fakat 4 çarpı 4 lük komşuluk ilişkilerinde bir araba lastiğinin yangın merdivenine konulmasıyla herkes komşusunun katili olabilir! Yani işin acı gerçeği hepimiz birer potansiyel katil adayıyız!
Hadi buyur buradan yakalım:
"Vallâhi mümin değildir, vallâhi mümin değildir, vallâhi mümin değildir."
"Kim Ya Rasulallah?" diye sorduklarında, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
"Komşusu, belâlarından emin olmayan kimse (mümin değildir)."
Ev alma komşu al derler ya! Evi bir şekilde satın alırsın ama öyle duyarlı bir komşuyu hiçbir emlakçıda bulamazsın! Çünkü onlar satılık değil! Çünkü onlar aile terbiyesiyle yetişmiş önce insan olan insanlardır.
Allah, duyarlı olmayı, komşumuza layık bir sakin olmayı nasip etsin. Amin.
Sadece empati yaparak tüm toplumu güncelleyebiliriz.
Önce ben doğru olursam, kelebek etkisi gibi tüm dünyayı zaten saracak.
Mehmet YILDIRIM 11.02.2025